Zinzan = Vegan ötesi
Mutfak tezgahımızın üzerinde, küçük bir kavanozun içinde sessiz bir devrim gerçekleşiyor. Birkaç gün önce tamamen hareketsiz, adeta cansız görünen bir maş fasulyesi veya mercimek tohumu, suyla buluştuğunda uyanıyor. Arkadaşımla yaptığım bir sohbette, bu filizlendirme (çimlendirme) işleminin bitkiden aldığımız besinsel faydayı neredeyse 200 kat artırdığını konuşuyorduk. “Yeşil ve canlı haldeyken çok daha faydalı,” dedim.
Fakat tam o saniyede, kurucusu olduğum Zînzan felsefesi zihnimde sert bir fren yaptı:
Uyuyan bir canlıyı sırf kendi faydamızı katlamak için uyandırmak ve tam da yaşam enerjisinin zirvesindeyken onu yok etmek ne kadar etiktir?
Bu soru, veganlığın ve doğaya saygının sınırlarını çok daha derin bir boyuta taşıyor.
“Hissetmek” Sadece İnsana mı Aittir?
Burada “bitki ne hisseder?” diye sorduğumuzda, elbette bitkinin arkasından ağlayacağı insansı bir dramdan bahsetmiyoruz. Bahsettiğimiz şey, Zinzan kavramının kalbi: Kürtçe, Zîn (Canlı) ve Zan (Bilinç).
Bitkilerin sinir sistemi yoktur, evet; ama bu onların hissetmediği anlamına gelmez. Biyolojide bunun adı tepkiselliktir. Toprağın altında büyüyen bir kök, sert bir taşa denk geldiğinde durur, taşı algılar, yönünü değiştirir ve etrafından kıvrılır. Işığa doğru bükülür (fototropizma), yerçekimine göre konum alır (geotropizma). Bitki, çevresinin tamamen farkındadır.
İşte bu yüzden, uyku halindeki bir tohumu suyla manipüle edip ona “Artık büyüme zamanın geldi, yaşayabilirsin!” sinyali verdiğimizde, onun içindeki tüm Zînzan mekanizmasını, yani o uyanış bilincini harekete geçirmiş oluruz.
200 Kat Fayda, Kimin Bedeli?
Bilimsel olarak filizlenme, tohumun içindeki antinütriyenlerin (besin emilimini engelleyen maddelerin) kırıldığı, vitamin ve enzimlerin patlama yaptığı andır. Bizim için bu bir “süper gıda” mucizesidir.
Ancak Zînzan merceğinden baktığımızda bu bir paradokstur:
- Potansiyel Yaşamdan, Aktif Yaşama: Tohum henüz uyurken bir potansiyeldir. Filizlendiğinde ise artık aktif bir bireydir.
- Uyanışta Gelen Son: Bitki tam en “canlı” ve yaşama iştahının en yüksek olduğu evreye getirilir. Biz tam o uyanış anında onu tüketerek, aslında onun en güçlü yaşam hamlesini kendi faydamız için kesintiye uğratırız.
Bir vegan olarak, hayvan sömürüsüne karşı dururken bitki dünyasındaki bu ince sömürüyü görmezden gelebilir miyiz? Tohumu uyandırmak, ona karşı ahlaki sorumluluğumuzu artırmaz mı?
Sonuç: Zinzan Etiği Bize Ne Söylüyor?
Eğer bir kuru soğanın içindeki o en canlı “cücük” kısmını, onun yaşama hakkına saygı duyup toprağa dönebilmesi için ayırıyorsak; tohumları da bencilce bir fayda optimizasyonu için manipüle edip tam uyanırken tüketmek Zinzan etiğiyle çelişir.
Filizlendirme, doğanın uykudaki bilincini kendi çıkarımız için uyandırmaktır. Belki de gerçek duyarlılık, bitkinin uykusuna da, uyanışına da kendi doğal döngüsünde saygı duymayı gerektirir. Çünkü bitki taşa çarptığında yönünü değiştirebiliyorsa, bizim de onun yaşam alanına çarptığımızda felsefemizin yönünü değiştirebilmemiz gerekir.
Esenlikler.
Zînzan, Kurdî dilinde "canlı" anlamına gelen zîn ile "bilmek, bilinç"...
Bitkisel proteinler, sindirimi kolay ve vücutta yavaş emilen yapıdadır; bu...
Günlük alışkanlıklarımız, bedenimizi, vicdanımızı ve dünyayı aynı anda şekillendiriyor. Vegan...
Madem ortada bir mezbaha yok, o zaman o mezbahadan çıkan...