Madem ortada bir mezbaha yok, o zaman o mezbahadan çıkan kanlı kelimelerin de mutfağımızda işi yok! “Vegan et”, “vegan süt”, “vegan yoğurt” gibi ifadeler, hayvan sömürüsünü kökten reddeden bir felsefeyi sinsice eski sistemin diline mahkum ediyor. Bitkilerin o muazzam dünyasını, her gün milyonlarca hayvanın katledildiği bir endüstrinin zavallı birer “taklidi” konumuna düşürüyoruz.
Peki, hayvan hakları konusunda bu kadar hassas olan insanlar bile bile neden bu hataya devam ediyor?
Temel Sorun: Zihinsel Konfor Alanı ve Alışkanlıklar
En büyük temel sorun, dildeki konfor alanımızdan çıkmaya korkmamızdır. İnsanlık olarak binlerce yıldır beslenmeyi hayvansal kelimeler üzerinden kodladık. Hayatı, tabakları ve mutfağı değiştirmek kolaydır; marketten aldığınız ürünü değiştirirsiniz, olur biter. Ancak zihindeki kelimeleri ve konuşma alışkanlıklarını değiştirmek daha büyük bir emek ister. Kolaya kaçıyor ve sırf tarifleri kolay anlatmak, eski alışkanlıklarımızı hemen kopyalamak için bitkilere ısrarla eski sistemin isimlerini yamıyoruz.
Etik Kusur: Hayvanı Yeniden Nesneleştirmek
İşin etik boyutunda çok ciddi bir kusur yatıyor. “Et” veya “tavuk” kelimeleri, aslında yaşayan bir canlının cansız bir nesneye, bir yiyeceğe dönüştürülmüş halidir. Biz bir bitki yemeğine “vegan tavuk” dediğimizde, farkında olmadan o hayvanın bir “yiyecek nesnesi” olduğu fikrini bilinçaltında yaşatmaya devam ediyoruz. Oysa veganlık, hayvanların birer yiyecek veya kaynak olmadığını söyler. Kelimelerini mutfağımızda yaşatarak, onların adını sömürü dilinden kurtaramayız.
Sahte Ete Vugan Tuzağı
Burada devasa bir pazarlama oyunu da var. Büyük gıda şirketleri ve kapitalist sistem, veganlığı dünyayı kurtaracak etik bir duruş olarak değil, sadece “yeni bir pazar” olarak görüyor. Şirketler için siz bir hayvan hakkı savunucusu değilsiniz; sadece yeni bir tüketicisiniz. Bitkisel ürünleri “vegan sucuk” veya “vegan burger” diye pazarlıyorlar çünkü eski alışkanlıklarınızı manipüle edip size daha hızlı ürün satmak istiyorlar. Bu pazarlama tuzağı, veganlığı radikal bir adalet hareketi olmaktan çıkarıp, süpermarket raflarında bir tüketim çılgınlığına dönüştürüyor. Mesajı bulandırıyor, davayı sulandırıyor.
Özgün Bir Mutfak Dili Yaratmak
Sözlerimizi ve tabaklarimizi bu yanılsamadan kurtarmak bizim elimizde. “Sebzeli pizza”, “tahinli makarna”, “nohutlu güveç” veya “badem kreması” demek; hayvansal terimlere hiç ihtiyaç duymayan, tamamen bağımsız, özgür ve özgün bir dil yaratmaktır.
Unutmayalım: Tabaklarımızı hayvansal ürünlerden temizlemek yetmez; zihnimizi ve dilimizi de o eski sistemin kelimelerinden özgürleştirmek zorundayız. Bitkilerin dünyası kendi isimleriyle zaten çok zengin, çok güzel ve fazlasıyla yeterli.
Esenlikler.
Kedi Sesiyle Telefon Şakası
Telefon Şakası Nasıl Yapılır?
Kürtçe Telefon Şakası – Henekfon
Zoom Hesap Silme
MEEFF Hesap Sİlme