Geçen gün Instagram’da bir söz paylaşmıştım:
Bi peyv peyv û bi hevok hevok, ziman çê dibe. (Kurmancî)
(Sözcük sözcük, cümle cümle dil oluşur.)
Bu kısacık söz, paylaştıktan sonra bile zihnimde yankılanmayı sürdürdü. Gözüm “peyv” kelimesine takıldı. İçinde saklı duran “pey“i fark ettiğim an, başka bir kapı aralandı.
Peyv; söz, kelime. Pey ise; iz, ardı sıra gitmek, takip etmek. Bu iki kelime arasındaki bağ beni çok tanıdık bir hisse götürdü: Atalarımızın izinde yürümek.
Atalarımızı düşününce onlardan kalan iki büyük miras var: Sözleri ve yolları. Ama aslında bunlar birbirinden ayrı şeyler değil. Onların sözleri, ardımızda bıraktıkları izlerdi. Her kelimeleri, yürünecek bir yol tarif etti.
Düşünsene, bir Kürt büyüğü çıkıp demiş ki: “Dar bi dar, daristan çê dibe.” (Ağaç ağaç, orman oluşur.) Tek başına bir fidanın gücünü değil, birlikte büyüyenlerin kudretini fısıldıyor kulağımıza.
Bir Türk atası söylemiş: “Damlaya damlaya göl olur.” Küçücük bir damlanın peşini bırakmazsan, varacağın yerin göl olduğunu hatırlatıyor. Sabrın izini sür diyor.
Arap dünyasından bir ses yükseliyor: “رحلة الألف ميل تبدأ بخطوة واحدة” (Rihletu’l-elfi meyl tebde’u bi-hatvetin vâhide.) Bin millik yolculuk bile tek bir adımla başlar. Yolun büyüklüğüne bakıp donma, ilk adımı at, iz bırak diyor.
Çin’den bir bilge fısıldıyor: “千里之行,始于足下” (Qiān lǐ zhī xíng, shǐ yú zú xià.) Binlerce kilometrelik yol, ayağının altındaki noktadan başlar. En büyük yolculuk, en küçük adımın izinde saklıdır.
Ve bir Fransız atası: “Petit à petit, l’oiseau fait son nid.” (Azar azar, kuş yuvasını yapar.) Her çalı çırpı bir iz, her taşınan dal yeni bir yol. Yuva dediğin, sabrın kelime kelime ördüğü bir cümledir adeta.Görüyor musun? Hepsi aynı kapıya çıkıyor.
Söz, izdir. İz, yoldur. Yol, bizi biz yapandır.
Atalarımız konuştu ve ardımızda izler bıraktı. Biz şimdi o izleri takip ederken, aslında onların sözlerini dinlemeye devam ediyoruz. Kulak verdiğimiz her öğüt, attığımız her adımda yeniden canlanıyor.
Tıpkı yaşlı bir zanaatkârın çırağına bıraktığı söz gibi… Usta çoktan göçmüş olsa da, onun sesi çırağın ellerinde yaşamaya devam eder. O ses, her düğümde, her kesikte, her incelikte yankılanır. Atalarımız da böyledir işte. Onlar konuştu, biz yürüyoruz. Onlar söyledi, biz izliyoruz.
Söz söz öğrendik onları. Cümle cümle anladık. Ve şimdi adım adım yürüyoruz peşlerinden. Çünkü söz dediğin izdir. İz dediğin yol. Ve yol dediğin, bir halkın mayasıdır.
Esenlikler.
Kurdî (Kürtçe) Telefon Şakası ile dünyadaki tüm arkadaşlarınıza telefon şakaları...
Giriş: Bilimin İsimlendirme Hatası Dilbilim kitaplarını açtığınızda karşınıza çıkan "Proto-İrani"...
Giriş: Sesin Ana Evi Zagros-Mezopotamya havzası, insanlık tarihinin en eski...
Işığın, Sesin ve İnsanlığın Köklerine Yolculuk Diller uzaydan gelmedi, evrimle...