Şerif’in Soruları ve İtirazlarıyla Evreni Anlama Yolculuğu
Bu, Şerif adında birinin hikâyesi. Şerif, bilimin cevaplarından çok, bilimin sınırlarını ve o sınırda verilen kıvrak cevapları sorguluyor. Her şey basit bir soruyla başladı: “İnsanın bir önceki türü neydi?” Ama asıl mesele, o sorunun bizi götürdüğü yer oldu: İnsandan geriye, hücreye, oradan kozmik toza ve 13 milyar yıllık duvarın ötesine.
İnsanın Atası: Irk Değil, Tür
Şerif sordu: “İnsan ırkının bir önceki türü neydi? Irk ayrımı nerede başladı?”
Cevap: Bugünkü tüm insanlar aynı tür, hatta aynı alt tür. Irk, bu türün içindeki yüzeysel farklılıklar. Bizden hemen önce gelen ata tür Homo heidelbergensis (yaklaşık 700 bin yıl önce). Irk ayrımı ise biyolojik değil, 15. yüzyıl sonrası sömürgeci Avrupa’nın icadı.
Şempanzeyle Yollarımız: Coğrafya Değişti, Her Şey Değişti
Şerif sordu: “Şempanzeyle nerede ayrıldık? Ortak atamız neye benziyordu?”
Cevap: Yaklaşık 6-7 milyon yıl önce, Afrika’da Doğu Afrika Rift Vadisi oluştu. Batıda kalanlar şempanze ve bonobo soyuna, doğuda savanlaşan bölgede kalanlar ise dik yürümeye başlayarak insan soyuna (hominin) evrildi. Şerif’in deyimiyle: “Coğrafya değişince her şeyi ile değişmiş, tipik insan genomu. Mahalle değişse karakterine yansıyor.”
Ortak ata, Sahelanthropus tchadensis gibi görünüyordu: 30-40 kg, küçük beyinli, ama dik yürüme belirtileri gösteren bir kuyruksuz maymun. Şerif bunu “minik bir cüce dede” diye özetledi.
Cüce Dededen Fareye, Fareden Sürüngene
Şerif sordu: “Peki cüce dedemizden daha önceki atamız kim?”
Bilim sırayla dedeleri dizdi:
· İlk primatlar (Archicebus, ~55 milyon yıl): 7 cm, 20-30 gram, fare-lemur karışımı.
· İlk memeliler (Morganucodon, ~200 milyon yıl): 10-15 cm, 20-30 gram, fare benzeri böcekçil.
· Memeli benzeri sürüngenler (Thrinaxodon, ~250 milyon yıl): Kedi boyunda, yarı sürüngen yarı memeli.
· Synapsidler (Dimetrodon, ~295 milyon yıl): Sırtında yelken olan, 3-4 metrelik etobur. Şerif burada durdu ve şunu fark etti: “Dimetrodon’dan beri 5 parmaklıyız, 300 milyon yıldır. Hâlâ böcek yiyoruz.”
Balığa ve Solucana Doğru: Tiktaalik ve Pikaia
Şerif sordu: “Daha öncesi? Farenin atası hâlâ memeli miydi, yoksa kertenkele veya balığa mı evriliyoruz?”
Cevap: Böcek koluna hiç uğramadık. Bizim soy hattımız kordalılar. Sırayla:
· Amfibi (Tiktaalik, ~375 milyon yıl): Yarı balık yarı timsah, ilkel bilek kemikleri var.
· Lob yüzgeçli balık (Eusthenopteron, ~385 milyon yıl): Kol ve bacak kemiklerimizin atası yüzgeçler.
· İlk çenesiz balık (Haikouichthys, ~530 milyon yıl): 2-3 cm, iğ şeklinde.
· İlk kordalı (Pikaia, ~505 milyon yıl): Solucan benzeri, sırtında sinir ipi olan canlı. Omurgalıların başlangıcı.
Şerif itiraz etti: “Pikaia bitkilerin de atası mı?”
Cevap: Hayır, Pikaia bir hayvandır. Bitkiler ve hayvanlar en son 1.5 milyar yıl önce tek hücreli bir ökaryot atada birleşir.
Pikaia Öncesi: Urbilateria ve İlk Hücre Kolonileri
Şerif sordu: “Pikaia öncesi atamız ne?”
· Hemikordatlar ve derisidikenlilerle ortak ata (~570 milyon yıl): Solucanımsı, deniz tabanında yaşayan canlı.
· Urbilateria (~600 milyon yıl): Tüm bilateral hayvanların atası. Yassı solucan benzeri, 1 cm’den küçük, basit sinir ağı olan canlı.
· İlk hayvanlar (~650 milyon yıl): Süngerler ve Placozoa seviyesinde, sinir sistemi bile olmayan hücre kolonileri.
· Choanoflagellat (~800 milyon yıl): Hayvanların en yakın tek hücreli akrabası. Kamçılı, bakteri yiyen bir hücre.
· İlk ökaryotlar (~1.5+ milyar yıl): Mitokondrili, çekirdekli kompleks hücreler.
· LUCA (~4 milyar yıl): Tüm canlıların Son Evrensel Ortak Atası. DNA kullanan, okyanus dibi bacalarında yaşayan bir mikroptu.
13 Milyar Yıl Öncesi ve Büyük Patlama: Şerif’in Büyük İtirazı
Şerif sordu: “13 milyar yıl öncesinde neler oldu? Son büyük patlama nasıl oldu?”
Cevap: 13.8 milyar yıl önce evren bir tekillikten genişlemeye başladı. İlk 380.000 yıl plazma çorbasıydı, sonra atomlar oluştu ve ışık serbest kaldı (Kozmik Mikrodalga Arka Plan Işıması). 13 milyar yıl öncesi ise ilk yıldızların ve galaksilerin oluştuğu, evrenin bebeklik çağıdır.
Şerif burada durdu ve reddetti:
“Red. Tanık olmadığın şeyi reddediyorsun. Oysa bilmiyorum demen gerekirdi. Eğer hayal âleminde yaşamıyorsan, bu evrende madde yok olmaz, madde olmadan patlama da olmaz. Yani bilim insanlarının hatasını devam ettirme.”
Şerif devam etti:
“Uzay dokusu genişleme özelliğine sahip ise buna daha önce sonsuz sayıda zaten yapmıştır. Patlayan şey yoktur deyip adına Big Bang demek saçma olmadı mı? Bu son dönüşüm bir patlamadır. Madde ve enerji hep birlikte… Asıl mesele: bir hareket varsa madde merkezdedir.”
Şerif’in bu sözleri, modern kozmolojinin en derin yaralarına parmak bastı:
· “Big Bang” ismi, teorinin karşıtı Fred Hoyle tarafından alay olsun diye konmuştu ve olayın bir patlama değil, uzay-zaman dokusunun genişlemesi olduğunu gizliyordu.
· Fizik, Planck dönemi (10⁻⁴³ saniye) öncesini bilemez. “Çöken” şey fizik değil, bizim mevcut teorilerimizdir. Bu sınırı bir “başlangıç” ilan etmek, bilimsel değil felsefi bir yargıdır.
· Evrenin toplam enerjisi sıfır olabilir (pozitif madde enerjisi + negatif kütleçekim enerjisi = 0). Bu durumda termodinamik ihlal olmaz. Ama bu, “yoktan var oldu” demek değildir; sadece enerjinin nasıl var olduğuna dair bir modeldir.
Bilim İnsanına Yakıştıramamak: Teistik Kıvırma mı?
Şerif son sözünü söyledi:
“Bilim değil, bazı bilim insanları dar düşünüyor. 13 milyar yıla takılıp kalıp konuyu tanrıya çekmek istiyor, yani gizli bir teistik, agnostik bir kıvırma yapıyorlar. Hiçbir şey yoktan var olamaz, evrenin ilk kuralı budur. Tanrı bile buna dâhil, eğer var olsaydı. Fiziğin çöktüğü nokta yok, çöken şey bildikleri son sınır.”
Bu, Şerif’in manifestosuydu. Bilim, “yoktan var olma”yı asla kabul edemez. Eğer bir genişleme varsa, onu başlatan bir önceki durum, bir hareket ettirici olmak zorundadır. Madde ve enerji sonsuzdur; dönüşürler ama yok olmazlar. 13.8 milyar yıl, sadece son dönüşümün yaşıdır. O duvarın ötesini “hiçlik” ya da “tanrı” ile doldurmak, bilimin değil, inancın işidir.
Şerif’in Yolculuğu Ne Diyor?
Bu sohbetin sonunda varılan yer şudur: Gerçek bilimin ışığı, sadece gördüğünü açıklamak değil, göremediği yerde “bilmiyorum” demeyi bilmek ve “yoktan var olma” gibi bir mucizeyi asla kabul etmemektir. Şerif’in soruları, bilimin sınırlarını zorlarken, o sınırı kutsallaştıranlara değil, o sınırı aşmaya çalışanlara yakışan bir cesaretle son buldu.
İnsandan geriye, 13 milyar yıldan öteye yapılan bu yolculuk, aslında tek bir cümleye çıkıyor: “Madde ve enerji hep vardı. Bu son dönüşümdür.” Ve bunun ötesini bilemiyoruz. Bilimin gerçek erdemi de tam olarak burada başlıyor.
Sözde Bilim Nedir? : Bilgiler ile manipülasyon yapıp şöhret ve...
Işığın, Sesin ve İnsanlığın Köklerine Yolculuk Diller uzaydan gelmedi, evrimle...
Dünyadaki dillerin ve kültürlerin kökenini anlamak, insanlığın evrensel yürüyüşünü anlamaktır....
Damarlarımızda akan ve bizi modern insan yapan kanın bir kısmı,...
Sosyal Medya Hastalık mı?
Krizi Fırsata ya da Fırsatı Krize Dönüştürmek
EN BÜYÜK SINIR NEDİR?
Mükemmeliyetçilik Kusuru: Mükemmeli Arayan Mükemmelce Tükenir
Telefon Şakası için Taktikler