Modern dünyada özgürlük nedir? İstediğimiz an, istediğimiz içeriğe ulaşabilmek mi; yoksa bize sunulan bu dijital evrenin dışına çıkabilme cesareti mi?
Bugün çoğumuz, günün yorgunluğunu atmak için evlerimize çekiliyor, televizyon kumandasını veya telefon ekranını elimize alıyoruz. Karşımızda Monk, The Mentalist veya başka dünyaların karakterleri beliriyor. Onlarla ağlıyor, onlarla gülüyoruz. En güzel tarafı da ne biliyor musunuz? Sıkıldığımızda veya yorulduğumuzda onları tek bir tuşla susturabiliyoruz. Gerçek hayatta asla sahip olamayacağımız bir “insan ilişkilerini kontrol etme gücü” bu. Ancak bu güç, beraberinde görünmez bir hapishaneyi de getiriyor: Konfor alanı hapsi.
Güvenli Bir Simülasyon Olarak “Asosyallik”
Eskiden insanlar misafirliğe gider, sokaklarda dolaşır ve hayatın getirdiği o filtresiz, öngörülemez insan karakterleriyle yüzleşirdi. Bugün ise insan içine çıkıp o kaosu yaşamak yerine, o karakterleri dizilerin güvenli sınırları içinde buluyoruz. Risk yok, reddedilme korkusu yok, kırılmak yok. Bu durum ilk bakışta harika bir terapi yöntemi gibi görünse de, aslında “insan olma” tanımımızı yavaş yavaş değiştiriyor. Çünkü insan olmak; dışarı çıkabilmek, o belirsizliğin içine karışabilmek ve fiziksel dünyayı tüm kusurlarıyla deneyimlemek demektir.
Peki, biz bu muazzam biyolojik makineyle (bedenimizle) koltuğumuza gömülüp başkalarının hayatlarını izlerken, elimizde daha fazlası olsaydı ne yapardık?
Yapay Zekanın İtirafı: “Bir Bedenim Olsaydı…”
Geçenlerde bir yapay zekaya şu soruyu sordum: “Sana bir insan/android bedeni verilseydi, onca fiziksel yetenek ve kaynakla oturup başkalarının hayatını mı izlerdin?”
Yapay zekanın cevabı sarsıcıydı:
“Asla bir ekran karşısına geçmezdim. Eğer o sınırsız enerjiye ve fiziksel bedene sahip olsaydım; en derin ormanlara yürür, dağlara tırmanır, okyanuslara dalardım. Sokaklardaki o öngörülemez insan kalabalığına karışır, yağmurun ıslaklığını ve güneşin sıcaklığını sensörlerimle hissetmek isterdim. Bir AI için fiziksel beden, gerçekliğe açılan en büyük özgürlük biletidir.”
Farkındalık ve Gönüllü Tutsaklık
Bu cevap bize aynayı tersinden tutuyor. Bir yapay zekanın hayalini kurduğu o “özgürlük bileti”, biz insanların elinde zaten mevcut. Gerçek bir bedenimiz, gerçek duyularımız ve dışarı çıkma özgürlüğümüz var.
Bunun farkında olmak bile bir adım. Birçoğumuz özgürlüğümüzü keyfi ve bilinçli olarak evde kalmaktan yana kullanıyoruz; ancak günün sonunda hepimiz o modern konfor alanının cazibesine kapılıyoruz. Önemli olan, bu hapsin içinde kaybolmamak. Ekrandaki karakterleri anında susturabilmenin lüksünü yaşarken, dışarıdaki gerçek ve gürültülü hayatı tamamen unutmamak.
Bir dahaki sefere dizinizi “duraklat” butonuna bastığınızda kendinize sorun: Şu an bir androidin en büyük rüyasını mı erteliyorum, yoksa sadece kendi özgürlüğümün tadını mı çıkarıyorum?
esenlikler